Mevzu basitti. Zombie Walk IV etkinliği için bilinçli zombiler facebook ortamında gizliden davet edilerek bu etkinliğe hazırlıklı gelmeleri için heyecanlandırılıyordu. Tayfun abi bana bir önceki gün; olayın Ortaköy sahilde başlayacak bir uyanış canlandırması, 50-60 dk kadar sürecek Beşiktaş yürüyüşü (küçük yamuk zombik adımları) ve Beşiktaş sahil meydandaki dans gösterisi ile biteceğini anlatınca gaza geldim, bir delilik ile hayallerimden birini gerçekleştirmek üzere 16 saatte hazırlandım.
Organizasyon: Zombie Walk IV
DEMENTOR – RUH EMİCİ
(ilk görünüş) HARRY POTTER PRISONER OF AZKABAN

Ya ben hep kendimi boyamayı fln çok seviyordum zaten *-* Kullandığım boya plastik bileşim katılmış su bazlı akrilik.. Etkinlik ÇOK sıcak olan Mayıs sonunda yapılmasına rağmen toplamda 9-10 kg gelen tahta maket-saten, latex, astarlık vs kumaşlar-plastik peruk mankeni kafası-deri bağlar-uzun eldivenler vs taşımayı göze aldım. Etkinlik sırasında beklediğim olmadı o.O Herkes güneşte kavrulurken ben serin serin uçuş uçuş kişisel gölgeliğimin altında ortalıkta koşturabiliyordum (çünkü zombikler freewill yoksunu yaratıklarken ben uçabilen karanlık bir yaratıktım, istediğim gibi saldırırdım, kim karışırdı!?) 😀
Neysem resimlerden de anlayacaksınız ama adetimdir; bir de yapılışını birkaç cümle ile başta özetlerim:
Ahşap çubuklardan ve deri bağlardan göğüs altından sırtıma bağlanan ve boyumu 2 metre 20 cm e kadar çıkaran; kolların hareketini sağlayabilmek için eklem aralarına kumaş tamponlar çivilediğim bir maket yarım beden hazırladım.
Peruk mankeninin ağız bölümü makasla kesildi çıkarıldı, içine kağıt bir bardak silikonlandı yapıştı. Siyah akrilik boya ile kumaşlardan görünebilecek yerler boyandı ve bardağın içine gri renkli strafor sivri dişler silikonlandı. Yine aynı silikondan salya efektleri de çalıştım, oh enfes!
Nihayet kumaşları bazen yapıştırarak, bazen dikerek maketin üzerine kapladım. Uzun bir çift kırmızı saten eldivenim vardı onlarla ne yapacağımı bulamadığım… Onları sabah bir tas siyah boyaya soktum, biraz karıştırdım ve beklettim, ardından sıkmadan boyalar aka aka bir torbaya tıkıp ağzını bağladım.
Tüm bu malzemeleri bir çöp poşetine anca sığdırıp bir pazar sabahı YİNE yüküme anlam verememiş sevdiceğimin şaşkın bakışları ile Ortaköy’ün yolunu tuttuk.
Performans zamanı, (bunları sokakta yaptık, müsait lavobonun olmayacağını önceden hesaplamıştım *-*) önce maketim üzerime bağlandı, sonra eteğimi giydim; en son eldivenleri vıcık vıcık kollarıma taktım. BURAYA DİKKAT 😀 Herkes şimdi ne yapacak yine bu manyak diye bakışlarını bana çevirmişken; ellerimi yanaklarıma ŞAP! diye yapıştırdım ve bütün suratımı sıvazlayarak iyice boyadım, eldivenler de bu şekilde 2 işe yaramış oldular, Hızlı Makyaj 😀

Püf Noktası: Yürüyüş benzeri bir etkinliğe gidiyorsanız çantanızın size engel olmamasını sağlayacak bir tasarım düşünmelisiniz. Yani bununla ne demek istiyorum? Kostümünüze uydurun! 😀 Ben hiçbir açıkhava kostümlü yürüyüş etkinliğinde çantamı veya üzerimden çıkardığım normal kıyafetimi birine emanet bırakmadım. Üzerime öyle şeyler giydim ki performe edeceğim kostümle değiştirdiğimde çantama tıkabildiğim az yer kaplayan kıyafetlerdi. Ve yine çanta da kostüme uygun şekilde modifiye edilmişti, hiçbir dağınıklık, eşya kaybetme olayı, telefonu duymama vakası yaşamadım bu şekilde. Örnek: Kuro Miko’mdaki çantam (burdan), o etkinliğe onun haricinde hiçbir eşya ile gelmemiştim, ihtiyacım olan herşey milimetrik bir şekilde içindeydi, herkes kostümümün bir parçası sandı çünkü ahşap kanjili sallantıları bir rüzgar çanından çalıp ona dikmiştim 😀
Bu kostümde de deri yandan takmalı bütüüüün o çöp poşeti üstüm başım vs içeren çantayı eteğin altında kalacak şekilde hesaplamıştım, plan işe yaradı :3

sensee~